Taşımak yol gibi ben

Omuz kireçlenmesine yol açan iş kollarına da değinen Canbora, “Özellikle baş üzeri ağır yük taşıyanlar, paketleme gibi tekrarlı bir şekilde bu işlemleri yapanlar, mobilyacılar ve yol yapım işlerinde delici makinelerle çalışanlarda omuz kireçlenmeleri sık görülüyor” dedi. Yol. Güneşi Yanında Taşımak. Güneşi Yanında Taşımak. Kıvılcım Doruk İlhan 16 Mayıs 2020. İnsanın hayatında dönüm noktaları vardır. Benim dönüm noktalarımdan biri genç bir yaşta Türkiye dışına çıkmamla oldu. Sudan çıkmış planktonun ya da bir algın evrimleşip yeryüzüne uyum sağlaması kadar gerçek ve bir ... Şimdi ise, daha az sermaye ile daha az para kazanabileceğiniz bir ticaret modelini anlatmaya çalışacağım. Arkadaşlar bir esnaf olarak şunu belirtmeliyim ki, günümüzde ne kadar az gideriniz varsa o kadar hayatta kalır bir işletme. Eskide kalmış işçiler, büyük işletmeler vs. Ne kadar az kişi ile işinizi çözebilirseniz o kadar para size kalacaktır. Haydi beraberce ... Öğlen aldığımız balıkların ertesi gün sabah kapağını açtığımda buzları erimemişti, kapattığımiz gibi duruyordu. Balıkçı koli bandıyla mumya gibi sardı. Galiba 8 kilo hamsi almıştı bir kutu, eti daha fazla alabilir. Ben kıyma şeklinde taşınmasını tavsiye ederim, birer kiloluk paketler halinde paketlenebilir.. gibi Ben haline yaşıyorum ve buz geri koymak üzerinde benim sıram ve benim zar fincanı artık Kupası günlerin pick up ve gözlerinde koymak Ben bittim beri sıra sizde şimdi var Sınırın sağ tarafta çocuklar siz% uh and roll için işaretli değil Burada Roma birinci yasası zar hakkında biraz kurallar var gelmek zorunda ve ben böyle bana elle ya da bir şey için atılmış ... Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosunda yıllarca çalışan 84 yaşındaki Kabakçı, 1993'te emekli olmasının ardından Keles ilçesine bağlı Küçükdeliler Mahallesi'ne yerleşti. Rüyada ev taşımak kişinin şu anda içinde bulunduğu yaşam koşullarından sıkıldığına ve artık değişiklik ve yenilik yapmak istediğine işaret ettiği gibi aynı zamanda kişinin mekân değişikliği yapacağı anlamına gelir. Yani rüya sahibi yeni bir eve taşınabilir, başka bir şehre yerleşebilir, ya da başka bir ülkede yaşamaya karar verebilir. Metafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi eğitim yöntemi değildir. Sanki birilerinin fikrini, kanaatini reddediyormuş gibi onu silip atamazsınız. Nietzsche’nin “hakikat sorunu” konusunda vurguladığı gibi, Dünya’nın Batısında yaşayan bir insan türü “metafizik” olmadan değil düşünmek, yaşayamaz bile. Ağır yük taşımak omuz kireçlenmesine yol açıyor 12 Şubat 2020 Editor. 0 Paylaşım. 0. 0 ... Bu tip hasta gruplarında, onları fizik tedavi programına almamız gerektiğini söylediğimizde ‘ben zaten spor yapıyorum’ gibi bir reaksiyonla karşılaşıyoruz. Fizik tedavi de ayrı bir branştır ve belli adale gruplarına yönelik ... Ağır yük taşımak omuz kireçlenmesine yol açıyor. ... Bu tip hasta gruplarında, onları fizik tedavi programına almamız gerektiğini söylediğimizde ‘ben zaten spor yapıyorum’ gibi bir reaksiyonla karşılaşıyoruz. Fizik tedavi de ayrı bir branştır ve belli adale gruplarına yönelik işlem yapılır.

Yaralarım Benden Önce de Vardı... Ulus Baker

2020.07.29 03:19 karanotlar Yaralarım Benden Önce de Vardı... Ulus Baker

Ernst Jünger, çeviren Ersel Kayaoğlu (İstanbul: Can Yayınları, 1996), 128 s.
Metafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi EĞITIM yöntemi değildir. Sanki birilerinin fikrini, kanaatini reddediyormuş gibi onu silip atamazsınız. Nietzsche'nin "hakikat sorunu" konusunda vurguladığı gibi, Dünya'nın Batısında yaşayan bir insan türü "metafizik" olmadan değil düşünmek, yaşayamaz bile. Bilginin "bir şeyleri bilmesi" modern metafizik varlıkbiliminin temelini atan Descartes'tan beri, Batı düşüncesinde neredeyse Varlığın tanımının ta kendisi haline geldi. Tanım ise kesinliktir. Freud, Heidegger ile paralel okunması gereken bir pasajında çağımızın çağrısını dışavurmuştu: Bana hakikati değil, kesinliği ver. Nereden geliyor bu garip emniyet tutkusu, güvenli kesinliğe bunca yakarış? Heidegger aşağıdaki satırları yazarken, bir anlamda onun felsefi damarlarından biri olan Ernst Jünger'in erken dönem eskatolojisinden pek uzakta değildir: "Varlık ilk hakikatinde olurken, istem olarak Varlık kırılmalı, dünya mahvolup gitmeye bırakılmalı, insanlar yalnızca emekleriyle başbaşa bırakılmalı. Ancak böyle bir çıkış sonunda Köken'in aniden bir yerlere oturması uzun bir zaman sürecek şekilde mümkün olacak... İşte bu olay daha şimdiden gerçekleşti. Bu olayın sonuçları dünya tarihinin bu yüzyılda başından geçen olaylardan başkası değildir." Bahsedilen "sonuçlar"ın Ernst Jünger'in doğumevi, yani Birinci ve İkinci Dünya Savaşları olduğu besbelli. Onu Heidegger'den ayıran tek belirti, iki savaş arasının adamı olmaktan çok, savaşın kendisinin adamı olmasıdır. Birinci savaşın romantik gazisi; ikinci savaşın kaçağı... Ve iki savaş arasında, tıpkı Heidegger gibi, bilim ve teknolojilere dair yazıp durması da türdeş kılmıyor Jünger'in eserini -ne Heidegger'le ne de kendisiyle. Sonuç olarak 1895'te orta sınıf bir kimyacının evinde başlayıp 102 yıl savaşlarla ve barışlarla, umutsuz-umutlu çıkış ve gerileyişlerle geçen bir yaşamdan bahsediyoruz. Jünger'in "dönemeçleri" (Kehre) kuşkusuz Heidegger'inkinden daha fazla sayıda ve daha belirgin: Orta sınıf evde baba otoritesi (ileride Thomas Mann'ın üslubundan sürekli şikayet edecektir), artı baskıcı katolik okulları, ikili bir kaçış istemini kaçınılmaz kılacaktır: Aşırı okumalar yoluyla kaçış ve "dışarıya", "başka bir yaşama" doğru. Birincisi yazar Jünger'i, ikincisi asker Jünger'i yaratacaktır. Aslında anti-semitizmden başka pek bir özelliği olmayan Wandervogel (Yitik Kuşlar) gençlik grubuna "belirsizce" katılışı hem aydınlık değildir hem de onu kesmez. Fransız Yabancı Lejyonuna yazılarak Afrika'ya gider, Kilimanjaro yollarında kaybolunca, ailesi tarafından Alman Dışişleri marifetiyle geri getirtilir. Neyse ki, Birinci Dünya Savaşı patlak verir de genç adam "burjuva" dünyasından bir kez daha uzaklaşmak fırsatını bulur -cephede çeşitli birliklere kumanda eder, defalarca yaralanır, savaşın sonunda Alman Ordusunun en yüksek Liyakat Nişanıyla onurlandırılır.
Savaşın Jünger'in hayatında bir dönüm noktası olduğunu söylemek yetmez. İki savaş arasında yazdığı ilk eserlerin temaları, bir taraftan Jungkonservative (Genç-Muhafazakar) sağcı ideolojilere bağlanıyorsa, öte yandan derinden derine bir "savaş uygarlığının" portresini çizerler. Üstelik, yakın dostu, Die Totale Staat'ın (Topyekün Devlet) kuramcısı Carl Schmitt'ten bile daha derin bir eleştiriyi "burjuva romantizmi"nin dünyasına karşı yöneltecektir: Bu son savaş ülkeler arasında geçmedi -biri geçmekte olan, ikincisi gelmekte olan iki çağ ve iki yaşam tarzı arasında geçti. 19. yüzyıl burjuva ferahlığının, geleceğe yönelik orta sınıf düşleminin dünyası, bütün hatlarıyla ve kurumlarıyla geleceğin bu saldırısı altında tuzla buz olmaya gidiyorlar. Ve kazananı kaybedeni olmayacak bu savaşta geleceğin saldırısı global bir endüstriyel toplumdan gelmektedir -Der Arbeiter'da (İşçi) vurgulandığı gibi, barış zamanı emek örgütlenmesi, ağır demir-çelik ve metalurji endüstrilerinin gerektirdiği gibi, ordudaki askeri örgütlenmenin tıpkısı olmaya doğru gitmiyor mu? İşçi=asker eşitliği işte bu "gelecek dünya"dır. Anlıyoruz ki Nazilerle ilk flört yıllarındaki Jünger, henüz "ütopyasız"dır ve bu ateş, çelik, kan dünyasını belli belirsiz bir nihilizmle onaylamış görünmektedir. Yine de Max Weber gibi liberallerle, Sombart gibi "tutucu-devrimci" iktisatçıların özellikle Alman kulaklara hoş gelen bir çözümlemesi söz konusudur yalnızca: Ağır endüstriyel kurumlaşma otoriter devleti, hafif endüstriyel stratejiler ise Batılı, liberal ve demokratik devleti sırtlarında taşırlar. Diyebiliriz ki "faşist" Jünger, liberal öncülerinden daha samimidir bu formül konusunda: Madem böyle bir gelecek kaçınılmaz bir surette yeryüzünü egemenliği altına alacaktır, o zaman her düzeyde onunla anlaşmaya çabalamak gerekir: Makine bireyi saracak ise, birey de makinayla bütünleşecek ve ülkelerin çelik ve asfalt damarlarından akacaktır. Bu düşüncelerin eş-titreşime girdiği bir felsefe vardır: Spengler ile Stato totalitario öğretmeni Giovanni Gentile... Bir de siyasal grup vardır -sonradan Hitlercilere ters düşecek Ernst Niekisch'in "milliyetçi Bolşevikleri"... Kısaca söylemek gerekirse, Jünger'in de hatırı sayılır katkılarda bulunduğu kafa karışıklığı had safhadadır.
Yine de Jünger'in kafa karışıklığı, Nazilerin yükseldiği dönem boyunca farklı türden, kendine özgüdür: Erken gençlik yıllarında başlattığı innere Emigration (içeriden göç), onu politik eylem alanına gönül ferahlığıyla dalma konusunda rahatsız etmeyi sürdürür. Çok geçmeden, onun iki ana formülünün, şu Neue Topografie (Yeni Topoğrafya) ile Die Totale Mobilmachung'un (Topyekün Seferberlik) üzerine atlayan Naziler ile örtük bir bozuşma sürecine girecektir. Formül oldukça politik ve tuhaftır: Her şey tamam da Goering gibi bir adamın Reichswehr'in başında işi nedir? Sorunun daha derin çatlaklardan kaynaklandığı zamanla belli olur. Jünger, Hitler savaşı çıkarana dek Nazilerden gizli uzaklaşmasını sürdürür. Savaş yılları bir nevi sürgündür -Fransa ile Almanya sınırında Kirchorst'da çakılır kalır. 1944 yılında ise, oğullarından ikisini de kaybeder -birini cephede, ötekini kendisinin de desteklediği anlaşılan Hitler suikastı sonucu, kurşuna dizilmiş olarak... Alman ordusu, Nazilerle süregiden iktidar mücadelesi içinde eski harb gazisine kol kanat germiştir.
Ama savaş yılları bir kez daha Kehre'ye yol açar -artık çağdaş Alman edebiyatının en güçlü yazarı sahneye girmekte, büyük dönüşüm yepyeni bir "topoğrafya" üzerinde tamamlanmaktadır -Auf Der Marmorklippen (Mermer Yalıyar) kitabı 1939'da, herhalde büyük bir cesaret gösterisi olarak yayımlandığında artık ikinci bir Jünger ile karşı karşıyayız. İki kardeş, Akdeniz'de bir kayalık yalıda, sakin bir köye çekilirler. Tehditkar Ormanlı'nın saldırısı yaklaşmakta, kasabanın kenarlarını sarmakta, iç huzuru mahvetmektedir. Ve iki kardeş inanılmaz bir şey yaparlar: Başka bir sakin köye çekilirler! Kaçış çizgisinin böyle bir formülü hem eşsiz hem de tuhaftır. Formülleri en yalın halleriyle tesbit edilmeksizin Ernst Jünger okumak, biraz edebi-şiirsel hazdan öteye eserin gerçek anlamda kavranmasına götürmeyecektir. İçeriden göçün formülü şudur: Saldırı başgösterdiğinde bir adım geriye kaçacaksın...
Benzeri bir formül, o dönemin jurnallerinde de başgösterir -savaş ve yıkım en çılgın dehşetiyle devam etmekte iken "sükunet"! Bu sükunet ise asla teslimiyet değildir: Her şey bittikten sonra savaşa sarfedilen onca ömrün ardında, alaycı, geride kalacak olan bazı şeylerle, doğayla, yollarla, tarlalarla çok gizli bir suçortaklığı vardır. İkinci bir formül ilkini tamamlamaya gelir: Nihilizm her türlü düşünceye oranla daha şanslıdır. Dünyanın akışının muazzam sürati, en hareketsiz parçacığı, bir tohum tanesini bile mutlak bir güce eriştirir. Artık en yumuşak en serttir...
Böylece Ernst Jünger'in eserinde bazı formüllerin işbaşında olduklarını, yazınsal uzamın içinde çoğu zaman apansız ama son derece büyük bir keskinlikle sivrilmekte olduklarını söylemiş oluyoruz, Die Glasernen Bienen (Sırça Arılar) tedirginlik verici ölçüde "neşeli" birkaç formül sunmaktadır -özellikle etik ve ahlak konularında. Her zamanki gibi bir savaş gazisidir ve harb yıllarında ince beceriler gerektiren top mermisi sanayiinde istihdam edilmiş, savaş sonrasının "doğal" ortamında iş bulamamaktadır... Çeşitli işler arasında sözgelimi sigortacılığı deneyecektir. Savaş sonrası için en "olanaksız" iş! Hangi kapıyı çalsan eksik kol ve bacaklar... Nihayet Hearst benzeri ütopyacı bir zenginin malikâne-fabrikasında üst düzey sekreterlik gibi bir iş bulur -hafiften kaçık patronu dev metal endüstrilerinin korkunçluğundan uzakta, çok küçük robotçuklar yapımına tüm sermayesini vakfetmiştir: Cam arılar. Ve tıpkı Jünger gibi koleksiyon meraklısıdır: Savaş araçları, yitik organ parçaları ve savaş hekimliği malzemeleri -"kopartılmış kulakların, organların vahşi sergisi şok etmişti beni", diyor Jünger. Eski savaşların imgeleri arasında (ne İlyada'da ne de başka bir yerde) savaş kol bacak kaybetmelerle, sakatlıklarla ilgilenmez. Ancak hilkat garibesi devlere ya da demonlara yakıştırılır sakatlıklar: Tantalos, Prokrustes... Oysa günümüzden şu manzaraya bakın hele: Utangaç ve övüngen, ikiyüzlü savaş hekimliğinin hemen sarılıverdiği "neşter ahlakına" bakın. Ya da tren istasyonlarında toplanan sakat dilenciler ordusuna. Ve işte eserin ana formülü: Sakatlıkların kazalardan kaynaklandığını düşünmek "optik" bir yanılgıdan başka bir şey değildir... Dünya ve tarih henüz rüşeym halindeyken sakatlanmış bir ırk olduğumuzdan gelmektedir bunca kaza başımıza... Böyle bir "optik yanılgı" teması hem poetik hem de derinden felsefi-politik mesajlar taşımaktadır: Jünger gibi I. Dünya Savaşı'nda yaralanan ve ömür boyu bir yatağın yalnızlığına terkedilen Fransız şair Joe Bousquet'nin Stoacı formülüyle buluşması şaşırtıcı değildir -"yaralarım benden önce vardı, ben onları bedenimde taşımak için doğmuşum..."
İlerlemenin, "kayıp" ve "eksiklik" üzerine kurulmuş bir uygarlığın vazgeçemediği bir efsane olması kolayca anlaşılabiliyor. Muhafazakar Jünger artık bazı tedbirler önermek zorunda hisseder kendini -Kant'ın "ahlak doktrini"ne uygun yaşamaya çalışmak ne mene bir HAYAT getirir? Biraz ana-baba terbiyesi daha önemli değil mi? Böylece, devler dünyasına yönelen erken Jünger'in aksine, savaş sonrasının Jünger'i ısrarla "küçük şeylere", ufak ayrıntılara, minimalizme yönelecektir. Adorno'nun Minima Moralia'sında olduğu gibi, "efendiler kültü"nün, çağdaş tiranlıkların derin bir sosyal eleştirisidir bu.
Ernst Jünger'in Kehre'sinin mutlak olduğunu asla düşünmemek gerekir. Önce onaylayarak ortaya attığı temalar (sanayi-savaş, geçmiş-gelecek, nihilizm) geç dönem eserlerinde bir kez daha ortaya atılırlar: Bu kez derin ve minimal bir toplumsal eleştirinin yeğinliğiyle. Yazınsal saydamlık ve minimal etkilerin edebi kudreti bu eserin formüllerini gölgelememektedir. Ernst Jünger'in eseri bize şunu söyler: Dünya, Tarih ve HAYAT, büyük harflerle başlasalar da hep küçük şeylerin gücüyle ayakta dururlar.
Virgül 4 , Ocak 1998, s. 42-43
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


Badem - Bir Ben Gibi Sev (JoyTurk Akustik) Turan Şahin - Ya Ben Anlatamadum (Official Video) ️ - YouTube Mehmet ÇETİN ' Eskisi gibi değilim ben ' Ben Yol Olmam - Kadir YAGCI Remix - YouTube ETS 2 Mercedes Actros ile 0 Ton Yük Taşımak #7 Yolun Ben Olam \ Musa Eroğlu Rooster - Yol (Official Video) Trafikte Silah Taşımak  Ben Ne Taşıyorum, Biber Gazı ve Şok Meselesi... Zeynep Bastık - Yol Akustik (Fikri Karayel Cover) - YouTube Ben Fero YAYLAN (Beat)

İşini İnternet'e Taşımak İsteyenlerin Yol Rehberi Yazan ...

  1. Badem - Bir Ben Gibi Sev (JoyTurk Akustik)
  2. Turan Şahin - Ya Ben Anlatamadum (Official Video) ️ - YouTube
  3. Mehmet ÇETİN ' Eskisi gibi değilim ben '
  4. Ben Yol Olmam - Kadir YAGCI Remix - YouTube
  5. ETS 2 Mercedes Actros ile 0 Ton Yük Taşımak #7
  6. Yolun Ben Olam \ Musa Eroğlu
  7. Rooster - Yol (Official Video)
  8. Trafikte Silah Taşımak Ben Ne Taşıyorum, Biber Gazı ve Şok Meselesi...
  9. Zeynep Bastık - Yol Akustik (Fikri Karayel Cover) - YouTube
  10. Ben Fero YAYLAN (Beat)

Kalbini acıtana yol aldırma Kanayıp dursa da sakın ağlama Kaderi yenmek için hep güç topla ... Geriye dön bak bir ben gibi sev Gün olur solar gider bu gölgeler Şiir: Elif ÜMİT Müzik: Mehmet ÇETİN Artık eskisi gibi değilim ben Birileri beni anlasın diye Bir gayrete girmiyorum Eskiden yürüdüğüm yollardan Yürümüyorum... Rooster - #Yol tüm dijital platformlarda! Spotify: https://spoti.fi/3ebb2NP Apple Music: https://apple.co/2N9JNqS YouTube Music: https://bit.ly/2N7X4QS Söz &... Turan Şahin - Horonun Ortasında şarkısı ile yeniden sizlerle : https://www.youtube.com/watch?v=OSMaCeBgqXQ&lc=z23rzropbrr1xtgas04t1aokgyq5x2tlrgr0nmwandxbrk0... Tek bi' tabaklan ben doymam Kardeşlerimiz her soydan Şarkısı, videosu her yol var Çıkmıyorum bro ben yoldan Ben gibi görmedi gözleri Söyledi hit'leri dinledi her koldan [Bridge] Çok ... Söz - Müzik: Fikri Karayel Akustik Gitar: Tolga Akyıldız Bass: Kerim Türkoğlu Cajon: Cenk Saraç Kayıt-Mix: Akın Erdem Kadız 'Fikri Karayel - Yol' şarkı sözle... Musa Eroğlu / Sevdaya Gidersen&Benim Gibi - Duration: ... fidelkartal 4,656,066 views. 6:56. 50+ videos Play all Mix - Yolun Ben Olam \ Musa Eroğlu YouTube; Musa Eroglu~Gurbet Elde Baş ... Türkiyenin en sexy motovlog kanalından herkese selamlar beyler bayanlar bayram seyran derken 1 haftadır video koyamadım özür diliyorum ama artık eskisi gibi ... Elsen Pro & Kadir YAGCI - Ben Yol Olmam #BenYolOlmam #KadirYAGCI Herkese selam arkadaşlar ben enes bugün sizlere tekrar güzel bir ETS 2 videosu çekmeye çalıştım her videomda olan kusurlarımı telafi etmeye çalışıyorum mesela bu videodan sonra eğer ...